Banka Zimmet Davaları

 

Banka zimmet davası nedir, hangi durumlarda açılır? Adli ve idari soruşturma süreci nasıl olur? Bu soruların cevabını yazımızda bulabilirsiniz. Öncelikle zimmet kelimesi, Arapça kökenli olup; değerli bir para ya da eşyayı üzerine usulsüz alınması anlamına gelmektedir. Bu tür davalar, soruşturmalar genellikle banka çalışanlarına yapılmaktadır. Bankalar beraber çalışacakları personelleri seçerken çok dikkat ederler. Özellikle güvenilirlik ve dürüstlük en önemli faktörler arsında yer alır. Bu yüzdendir ki bankalar, eleme sınavlarını sadece yazılı yapmazlar aynı zamanda sözlü mülakat şeklinde sınavlar yaparak, banka için en ideal personeller belirlenir. Yapılan bu titiz seçimlere rağmen bazen istenmeyen durumlar yaşanabilir. Bunların başında banka personelinin usulsüz bir şekilde bankadan bir şekilde para ya da değerli metali kendi üzerine almasıdır.

Bankalar sürekli müfettiş denetiminde geçmektedir. Fakat bir personelin yapmış olduğu bir zimmet bazen fark edilmeyebilir. Bunun sebebi de, personelin bir müşteri hesabı üzerinden yapmış olduğu bir zimmet sonrası oluşan açığı sürekli farklı işlemler yaparak başka bir hesaptan parayı alıp bu hesaba aktarmasıyla açığı kapatmasıdır. Ama böyle bir şey mutlaka sonunda denetlemeye takılacaktır. Denetlemeye takılan zimmetler hakkında banka, hemen genel müdürlük bünyesinde bir idari soruşturma başlatır. Bazı bankalar bu yapılan soruşturmaya göre ilgili suçlu personele gereken cezayı kendi bünyesinde halleder. Bu genellikle işten çıkarma şeklinde olur. Bunun dışında çoğu banka ek olarak adli mercilere başvurmaz. Bunun nedeni açıktır. Adli davalar, basına dolayısıyla halka açık davalardır. Burada çıkacak bir zimmet davası, bankanın halk nezdinde itibar kaybetmesine sebep olacaktır. Böyle bir olumsuz tablonun ortaya çıkmaması için bankalar sorunları idari soruşturma ile halletme yoluna giderler.

Fakat yukarıda belirttiğim durum standart, ya çok büyük olmayan zimmet suçları için genellikle geçerli olur. Bir personel milyonlarca TL’yi yıllarca zimmetine geçirip hem bankayı hem de özellikle müşterileri zor durumda bırakıp, büyük maddi zararlara yol açtıysa bu durum değişerek; soruşturma süreci adli boyut kazanacaktır. Hakkında zimmet davası açılan bir kişi için; özel nitelik içeren, çok farklı soruşturma şekilleri içeren ve özel kurallara tabi tutulan 4411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 160. madde ve sonrasını içeren maddelerde düzenlenmiş olan hükümler çerçevesinde dava sürdürülür.

Bu tür davalarda taraf olan kişiler sadece banka değil, aynı zamanda yüzlerce müşteri de olabilir. bu yüzden zimmet davaları sanıldığında çok daha büyük cezalar ile sonuçlanabilir. Bunun için bu tür bir suçlamaya maruz kalmış biri, suçlama ile ilgili ifade vermeden önce mutlaka bu tür davlarda konuya hakim bir avukata danışması hatta avukat nezaretinde ifade vermesi gerekebilir. Yanlış verilecek bir ifade, kişi suçlu değilse bile büyük sorunlar ortaya çıkarabilir.

Örnek zimmet olayı : 2006 yılında bir ilimizde, bir kamu bankasında üzerine büyük miktarda zimmet geçiren bir banka personeli hakkında dava açılmış ve bu dava neticesinde kendisine 14 yıl hapis cezası verilmiştir. Ayrıca yine aynı personel hem işten çıkarılmış hem de ödemesi gereken ceza miktarı da 5000.000 TL olarak belirlenmiştir. Tabi bu kişi daha sonra temyize gidebileceği gibi, daha önce üzerine geçirmiş olduğu parayı bankaya son kuruşuna kadar iade etmesi ile bankanın da suç duyurusundan vazgeçmesi de söz konusu olabilir. Bu da ceza indirimini gündeme getirir.

Bir Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir